Along With the Gods: The Two Worlds – Film Yorumu

Merhaba arkadaşlar!

Açık ara izlediğim en güzel filmlerden birisi olabilir. En azından fantastik bir evrende geçen en güzel after death filmlerinden birisi olarak görüyorum.

Çok uzatmadan konusunda, kadrosundan bahsedip yorumuma geçeceğim!

Along With the Gods: The Two Worlds – Film Konusu:

İnsanları seven bir ölüm meleği Gang Rim (Ha Jung-Woo) ölen Ja Hong’a (Cha Tae-Hyun) öbür tarafa kadar eşlik eder. Öbür tarafta ise, ölen kişilere 49 günlük bir sürede 7 denemeden geçirilir. O sürede, insan işlerine karışmaması gereken ölüm meleği Gang Rim ister istemez bir insan olan Ja Hong’un işine karışır.

Along With the Gods: The Two Worlds – Film Kadrosu:

Ha Jung-Woo / Gang Rim
Cha Tae-Hyun / Ja Hong
Ju Ji-Hoon / Hae Won-Maek
Kim Hyang-Gi / Duk-Choon
Lee Jung-Jae / Kral Yeomra
Kim Dong-Wook / Soo-Hong
Ma Dong-Seok / Evin Meleği

Along With the Gods: The Two Worlds – Film Yorumu:

Arkadaşlar, yazının başında da dediğim gibi bunca zamandır fantastik izleyicisiyim. Deli gibi hayalet, after death filmleri izlemiş biri olarak size söyleyebilirim ki izlediğim en güzel filmlerden birisi buydu.

Hayat ve karma üzerine, Budizm’de şöyle bir yazı varmış: “Ahirete ulaştığımızda, 49 gün boyunca yalan, tembellik, adaletsizlik, ihanet, şiddet, cinayet ve aileye saygısızlıktan yargılanırız. Sadece tüm duruşmaları geçenler reenkarne olurlar.

Filmin başında da bunu veriyor ve açılışta, bir itfaiyecinin küçük kızı yangından kurtarırken ölmesiyle birlikte ahirete yolculuğu başlıyor.

Ben açıkçası dramatik olmasını beklemiyordum biraz… Nasıl desem farklı bir şey bekliyordum ama beni çok şaşırtan ve farkında olmadan her şeyini benimsememi sağlayan çok güzel bir film oldu. Zaten beni bilirsiniz, bir şeyi çok beğenirsem onu eleştirmek benim için zulüm oluyor.

Bu yüzden, bu filmde de açıklar yok değil… Fakat fantastik filmlerde yaratılan evrenin mantık çerçevesinde kalmamız gerektiği için izlerken hiçbir şeyin açık verdiğini hissetmedim. Bu yüzden çok sevdim zaten, kendi kuralları çerçevesinde ilerleyen bir filmdi ve filmin sonunda, “Bu böyle olabilirdi…” demek insanın pek işine gelmiyordu.

Her şey olması gerektiği gibi olmuş ve fevkalade bir senaryo hazırlanmış diyebilirim sizlere.

Özellikle aynı anda birden çok hikâyenin açılması, bir insanın, abidesi dikilecek kadar erdemli olmasına karşın asla affedilmeyecek suçlar bile işleyeceğini ama yine de çevremizdekilere davranışlarımız sayesinde, affedilebileceğimizi gösteren hem duygu yüklü hem de güzel bir filmdi.

Ben çok sevdim ya… Ayrıca oyuncuları da çok sevdiğim kişilerdi. Mesela itfaiyeci ana karakterimizin kardeşi Soo-Hong, daha önceden Find Me in Your Memory filminin başrolündeki oyuncuydu, bu filmin devam filmi olan Along with the Gods: The Last 49 Days filminde de başrol olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda, filmin sonunda favori aktörlerimden birisi olan Ma Dong-Seok gözüküyordu ve sanırım o da ikinci filmin ana karakterlerinden birisi olacak. ^^

Ma Dong-Seok’u daha önce Bad Guys dizisinde ve Train to Busan filminde görmüştüm. Farklı filmlerde de kısa sahnelerini gördüğüm için başrollerde gördüklerimi yazdım. Ayrıca, kendisi bu yıl yayınlanması planlanan The Eternals filminin kadrosunda… Yani görünce deli gibi sevindim. The Eternals’ı izlemek için şu an +10 sebebim oldu diyebilirim.

Bunlara ek, Ja Hong’un gardiyanları olan Gang-Rim, Hae Won-Maek ve Duk-Choon karakterini de çok sevdim. Özellikle Duk-Choon’u. Çünkü o kendi geçmişini hatırlamıyor ve bin yıldır bu işi yapıyor. Cehennemde bile güzel şeyler görebilecek kadar temiz ve masum bir kalbi var. Ayrıca, onun yeteneği gereği duruşmalardan önce sanıklarının hayatlarına dair anıları görebiliyor.

Kısacası, kendi hayatına dair hiçbir şeyi hatırlamıyor olsa da savunmaya çalıştığı herkesin hayatına dahil olarak onların hislerini ve hayatlarının belirli zamanlarını yaşıyor.

Ek olarak Hae Won-Maek sanırım filmdeki kahkaha sebebimdi. Ayrıca çok da yakışıklıydı he… 🙂 Onu izlerken de çok eğlendiğimi dile getirmeliyim.

Gang-Rim’in hikâyesi de sanıyorum ki ikinci filmde açılacak çünkü bu filmde sadece kesitler görmüştük ve filmin sonunda hem kendisi hem de yeni sanıkları için onları büyük olayların beklediğini tahmin edebiliyorum. ^^

Yazımı buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Önce iki alıntı sonrasında da fragmanı bırakacağım. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Gözyaşlarımızı zaten olmuş şeylere harcamayalım.

Bütün insanlar hayatları süresince günahlar işlerler ama çok azı, af dilemek için gereken cesareti toplayabilir. Ve onların sadece birkaçı gerçekten affedilecek kadar şanslı olur.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: