Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim – Film Yorumu

Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim – Film Yorumu

Aralık 28, 2018 0 Yazar: Semiha Kaya

Merhaba arkadaşlar!

O kadar dizi, Kore dizisi, anime, animasyon yorumlarından sonra bir de film yorumu patlatayım dedim ve yurduma döndüğüm akşam Netflix’ten indirdiğim Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmine hayran olarak Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim için yorum girmeyi kendime görev belledim!

Şimdiden keyifli okumalar dilerim!

 

I am Not an Easy Man | Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim

Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim – Konusu:

Utanmaz bir şovenist olan Damien, kadınların egemen olduğu bir dünyada uyanıp, güçlü bir kadın yazar Alexander ile karşı karşıya geldiğinde kendi silahıyla vurulur.

Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim – Oyuncuları:

Vincent Elbaz (Damien) ve Marie-Sophie Ferdane (Alexander)

Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim – Özet ve Yorum:

Eleonore Pourriat’ın yazıp yönettiği, Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim Fransız filmi, ataerkil bir toplumun bireyi olan Damien’in uçan dişi kuşa sulandığı onun için sıradan bir günde, yine bir kadına laf atıp onu tavlamaya çalışırken direğe çarparak, bir anda başka bir alternatif dünyaya gözlerini açmasıyla başlıyor Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmi.

Bu alternatif dünyada, ataerkil bir toplum yok aksine anaerkil bir toplum var. Erkek egemenliği, yerini kadın egemenliğine bırakmış. En kısa açıklamasıyla, Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim, erkeklerin kadınların olmasını istediği pozisyonda kendilerini buldukları bir hikâyeye sahip.

Yani, erkeklerin çalıştığı işleri kadınlar yapıyor (mesela Damien’in annesi kasaplık yaparken babası örgü örüp, kasada oturuyordu…) ve şimdiki zampara erkekler nasıl takılıyorsa, kadınlar da aynen öyle takılıyordu.

Ayrıca, kadınların bacak, özel bölge veya koltukaltı alma derdi yok aksine bunları erkekler yapıyor. Bacaklarını, göğüslerini ve koltukaltlarını alıyorlar! Hatta filmde bir sahne vardı, Damien’in göğüs kılları olduğu için Sybille onu iğrenç bulup sevişmenin ortasında Damien’i terk edip gidiyordu.

O sahnede acayip güldüğümü itiraf etmeliyim…

Tabii bir sonraki sahnede Sybille, aklımdan hiç çıkmayacak bir sahne yaratıp bilinçaltıma sızdı ve kâbusum haline geldi… Oradan bahsetmeyeceğim, gözümün önüne gelmesini istemiyorum…

Kısacası, Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filminin özeti bu arkadaşlar.

Her kadını altına alıp yoluna devam etmeyi düşünen bir adamın, gözlerini kadınların egemen olduğu bir dünyaya açması ve o dünyada yaşanılanlara uyum sağlamaya çalışmasını içeriyor Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmi.

Benim yorumuma gelecek olursak da, toplumsal cinsiyet meselesini artık bayağılaşmış bir şekilde yansıtan komedi filmlerine kıyasla kara mizahla işleyerek cinsiyetlerin toplum üzerindeki etkisini sorgulatan, güzel bir filmdi, Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim.

Ayrıca, deli dolu feminizm mesajları içermediği için de erkeklerin rahatlıkla izleyebileceği bir film olabilir. Malum bazı tip erkekler, kadınların güçlü oluşuna katiyen katlanamıyorlar… Bazı tip kadınlar da feminizm mesajını hiç olmadığı noktalara çekiyor… Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim ise bu iki tipin de izleyebileceği orta yollu bir hikâye koyuyor ortaya!

Ayrıca Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmindeki iki sahne benim çok hoşuma gitti.

Birincisi, Damien’in arkadaşının eşi suyu geldiğinde, filmlerde ya da dizilerde gördüğümüzün aksine acılar içinde haykırarak ambulansı çağırmak yerine, kocasından arabanın anahtarını istiyor ve arabayı kendisi sürerek hastaneye gidiyor. Daha sonrasında ise, hastanede yatırılmak yerine ayakta minimum yardımla çocuğunu doğuruyor!

Bildiğiniz ayakta, ıkınıyor ve çocuğu doğuruyor. Yatmak, tıbbi yardım istemek yok!

İkincisi ise, Damien ve Alexander bir sevişmenin ortasında birbirlerinin dünyaları hakkında konuşuyorlar. Damien, ataerkil toplumdaki kadınların zayıf olma nedenlerini anlatırken, Alexander, “Tanrı, kadınlar daha güçlü olduğu için doğurma yeteneğini bize verdi,” diyor. Nedendir bilmem ama bu cümle beni çok fazla etkiledi.

Çünkü erkeklerin bilmediği bir şey varsa o da doğum sancısının ne demek olduğudur…

Tabii, gel gelelim kadınların egemen olduğu bu dünyaya… Şimdi kadınız ve egemen olan cinsiyete sahibiz, bu kulağa güzel geliyor ama aslında güçlü olan taraf biz olduğumuzda da erkeklerden bir farkımız kalmıyor aslında.

Onunla bununla düşüp kalkan erkeklerin yerini, onunla bununla düşüp kalkan kadınlar alıyor ve evde iki gözü iki çeşme ağlan kadınlarımızın yerini de iki gözü iki çeşme ağlayan erkekler alıyor… Aldatılan ve incitilen kadın değil erkek oluyor.

Kısacası, erkek egosu kadınları ezerek nasıl tavan yapıp da dünya üzerindeki eşitlik hakkımızı hiçe sayıyorsa, kadın egosu da aynı şekilde eşitlik haklarını hiçe sayıyor diyor Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmi.

İdeal bir dünyayı değil ama günümüzdeki erkek egemenliğinin kadınlara neler hissettirdiğini, tersine bir şekilde en uygun düzeyde anlatıyor Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim.

Büyük resme bakarsak, kadınların ilişkilerde ve toplum hayatında uğradığı adaletsizliğin gözler önüne serilmesini sağlayan bir kara mizah filmi…

Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmi, uygun göndermeleri ve güzel anlatımıyla izlenmeye değer bir filmdi. Hatta filme başladığımın ilk beşinci dakikasında o sırada mesajlaştığım arkadaşıma, “Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmini izlemelisin,” diyerek filme geri dönüp 1 saat 38 dakika boyunca aralıksız izlemiştim.

Sizlere de tavsiye ederim, Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmini izlemelisiniz!

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere! Buraya Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim ’in fragmanını da bırakacağım, haydi güle güleee!

https://www.youtube.com/watch?v=2bFHdkzqSZA