Çöküş ve Yükseliş – Kitap Yorumu

Merhaba arkadaşlar!

Size Grisha serisinin son kitabının yorumuyla geldim.

Çöküş ve Yükseliş – Arka Kapak:

Hepimiz ölürüz ama herkes bir amaç uğruna ölmez.

Güneşin Elçisi Alina, Karanlıklar Efendisi’yle yaptığı son savaştan mağlubiyetle ayrıldıktan sonra yeraltındaki tünellere, Beyaz Katedral’e sığınır. Oldukça zayıf düşmüştür ve güneş ışığı olmadığı için gücünü de çağıramamaktadır.

Tek çare, eski haline kavuşana kadar Apparat’ın dediklerini yapmaktır. Malyen ve Grishaların gizli bir planla Apparat’ı kontrol altına alması, Güneşin Elçisi adına mücadeleyi daha da zora sokar.

Alina’nın şimdi, Karanlıklar Efendisi’ni alt etmesi için gereken tek gücün anahtarı olan ateşkuşunu bulması gerekmektedir.

Peki onu bulup üç büyüteci bir araya getirdiğinde, Karanlıklar Efendisi’yle yüzleşerek Karanlıklar Diyarı’nı yok edecek kadar kuvvetli olabilecek midir?

Çöküş ve Yükseliş – Kitap Yorumu:

Evet… Serinin son kitabını da bitirdim.

Bitirmem de epey vaktimi aldı… İkinci kitabın yorumu sırasında, çok yavaş ilerlediğini kitabın sadece belirli bir kısmında heyecanın yükseldiğini söylemiştim.

Sonu ise beni aşırı derecede sinir etmişti ve son kitaba geçtiğimde, yine o ağırlık vardı üstümde. Ayrıca, Karanlıklar Efendisi’nin varlığı yoktu ve sürekli laf cambazlıklarıyla kalbimi hoplatan Nikolai’ın da durumu belirsizdi.

Devam eden bölümlerde, bu eksikliğini hissettiğim karakterlerin sahneleri artmaya başlayınca kitap daha hızlı akmaya başladı. En sonunda bugün oturdum ve bütün hızımla kitabı bitirdim.

Kalbimin buruk olduğunu söylemek istiyorum. Her ne kadar muhtemel sonun bu şekilde olacağını bilsem de, Aleksander için içimde buruk bir hüzün oluştu.

Bu hüznü Alina’nın da içinde taşımasına sevindim. Eğer sevinmiş, ya da ne bileyim fazlasıyla rahatlamış, kurtulmuş hissetseydi ona olan sevgim paramparça olabilirdi.

Malyen’i tercih ettiği için hâlâ ona içten içe kızıyor olsam da,
kalbinin birlikte atmayı istediği kişi o’ydu sonuçta… Bu yüzden, final içimi buruk bir acıyla doldurmuş olsa da hoşuma gitti.

Ancak, yazarın bütün sıkıcı sahneler uzun uzun yazmasına ama o savaş sahnelerini olabildiğince kısa tutup, oldu bittiye getirmesine biraz sinir oldum.

Daha fazla o aksiyonu hissetmek iyi olabilirdi…

Bunlara ek olarak, bu kitaptaki pek çok kayba üzüldüm. Özellikle de Zoya’yla yakıştırdığım ateşin hakimi için aşırı üzüldüm. Burada adını verip spoiler vermek istemiyorum ama kitabı okuduğunuzda kimden bahsettiğimi muhtemelen anlarsınız…

Güzel bir seriydi, klişe yanları olsa da yaratılan evren pek çoğundan farklıydı ve bu çok hoşuma gitti. Gizemli yanı, şaşırtmaları ve bir anda yeni bir şeyin ortaya çıkması beni heyecanlandırdı.

Ayrıca, eklemek isterim ki… Bu kitap boyunca favori karakterim Zoya oldu. Kibrini, burnu havada davranışlarını ve sağa sola soktuğu laflarıyla beni benden aldı. Kitap boyunca, tek eğlence kaynağım oldu…

Çöküş ve Yükseliş – Alıntılar:

Belki de aşk bir batıl inançtı, yalnızlık gerçeğini kendimizden uzak tutmak için ettiğimiz bir dua.

Hepimiz ölürüz ama herkes bir amaç uğruna ölmez.

İstemenin, bizi güçsüzleştirmek gibi olumsuz bir tarafı var.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: