İzlediğim İlk Anime

İzlediğim İlk Anime

Ekim 9, 2018 0 Yazar: Semiha Kaya

Merhaba arkadaşlar!

Bu gün de sizlere izlediğim ilk animeden bahsedeceğim. Gerçi benim animeye başlama olayım epey karmaşık. Muhtemelen Pokémon’la başladım ama onun hakkında yorum yapmak maalesef ki çok yorucu olur çünkü epeeey küçükken izlemiştim. O yüzden size, ‘Anime izliyorum,’ diyerek başladığım ilk animeden daha doğrusu animelerden bahsedeceğim çünkü iki anime arasında kaldım.

Pek hatırlayamamakla birlikte, ilk izlediğim animenin Kamisama Hajimemashita olduğunu düşünüyorum ama Hybrid Child da olabilir. O ikisini aynı günde izlemiş de olabilirim…

O yüzden burada size ikisinden de bahsedeceğim. :3

 

 

kamisama-hajimemashita-efsunlu-blog

Kamisama Hajimemashita

Konusu:

Momozono Nanami’nin babası pislik herifin tekidir ve kimsesi olmayan biricik kızını, büyük bir borcun altında bırakarak evden kaçmıştır. Aynı gün icra memurları gelir ve Nanami kendisini bir çanta dolusu eşyasıyla parkta bulur.

Kalacak bir yeri veya gidecek kimsesi yoktur. Zavallı kız hayat bundan daha kötü olamaz derken bir köpek tarafından kovalanıp ağaca tünemiş bir adam görür. Ona yardım edip köpeği kovar ve adam da karşılık olarak Nanami’yi alnından öper ve ona kendi evini vereceğini söyler. Kandırılma riskini göze alarak adamın tarif ettiği yere giden Nanami kendini perili gibi görünen bir tapınakta bulur.

Dahası bu tapınak sahiden de “perili”dir ve Nanami orada pek de hoş karşılanmaz.

Yorumuma gelecek olursam, ilk izlediğim anime olarak varsayıyorum ve bayılmıştım! Hatta geçenlerde can sıkıntısından ikinci kez de izlemiştim yine bayıldım…

Öncelikle, türü shoujo yani genç kızlara yönelik bir anime. Genç kızlara yönelik anime olunca da haliyle animede gördüğünüz tüm o tatlı, yakışıklı oğlanlar bizim saf-salak ana karakterimize âşık oluyor.

Tabii, her shoujo da ana karakter saf-salak mı? Hayır, değil ama yakışıklı ve tatlı oğlanlar her şekilde kızımıza âşıktır.

Shoujo animeler genelde aşk üzerine kurulu, genç kızlara hitap eden bir anime olduğu için bol bol romantizm, böyle yüzünüzü gülümsetecek ve size “Aaa Tomoe ya da Kurama istiyorum ya!” dedirtecek sahneler veriyor.

Gerçi Tomoe biraz uyuz bir tilki ruhuydu ama beyaz saçlı karakterlere zaafım olduğu gibi ona da zaafım vardı. Hatta Kamisama Hajimemashita’yı izledikten sonra Koton’da gördüğüm tilki desenli gömleği “Tomoeeeee!” diye bağıra bağıra almıştım…

Bu minik anımı da dile getirdiğime göre, size Kamisama Hajimemashita’yı önerir miyim?

Evet, öneririm çünkü tatlı bir animeydi ve komikti. Böyle gülmek istiyorsanız ve animelerde aşk nasıldır merak ediyorsanız, hemencecik izleyebilirsiniz.

İki sezondan oluşuyor, toplamda 30 bölüm falan olması lazım. Bölüm süreleri ise 15-35 dakika arasında oluyor genelde. Yani bir günde iki sezonu kolaylıkla bitirebilirsiniz!

 

hybrid-child-efsunlu-blog

Hybrid Child

Konusu:

Hibrid çocuk, sahibinden yeteri kadar sevgi ve ilgi gördüğünde gelişebilen bir robottur.

Tamamen bir insan ya da makine olmayan hibrid çocuk modelleri sahipleri ile duygusal bağlar kurarlar.

Hybrid Child aşk, fedakârlık ve dram içeren kısa hikâyelerden oluşuyor.

İlk başta da dediğim gibi, yüksek ihtimal Kamisama Hajimemashita ile aynı gün izledim o yüzden aklımda ilk izlediğim anime olarak kalmış.

Yorumuma girmeden önce, bu animenin türünü söylemek istiyorum. Shounen Ai, yani erkeklerin aşkını konu alan bir tür. (Sanırım bir başka başlık altında anime türlerinin ne olduğunu uzun uzun açıklamam gerekecek, yoksa her izlediğim animenin türünü açıklamaktan yoruma giremeyeceğim… :D)

Yani eğer bu tür şeylere hiç gelemiyorsanız buradaki yorumumu hiç okumadan geçebilirsiniz.

Yorumuma gelecek olursak, anime çok kısaydı ve kısa olduğu yetmezmiş gibi her bölüm ayrı bir hikâyeydi ve inanın bana o kadar tatlıydı ki her bölümden önüme bir seri koysalar oturur mandalina yiye yiye izlerdim bütün serileri ama ne yazık ki bir serisi yok. Anime dört bölümden ve minicik üç hikâyeden oluşuyor.

Birinci ve ikinci bölümde, ilk sürümlerden olan bir hibrid çocuğun yetişkinliğe erişmiş halini görüyoruz ve onun sahibi olan Genç Kotaro ile arasındaki bağı izliyoruz.

Üçüncü bölümde geçmişinde büyük acılar yatan kılıç ustası Seya’nın hibrit çocuğu Yuzu sayesinde tekrardan sevmeyi öğrenişini izliyoruz.

Son bölümde ise, hibrid çocukların tasarımını yapan Kurada’nın hikâyesini ve kaybettiği aşkını izliyoruz.

Ah o son bölüm… Ah son bölüm beni nasıl ağlatmıştı!

Tatlı ve hüznün bir arada olduğu çoook kısa bir anime serisiydi. Bayılarak ve de son bölümde her defasında ağlayarak izlemiştim.

Peki, tavsiye eder miyim? Tabii ki de ederim! Sevdiğim her şeyi tavsiye etme huyum vardır. ^_^

 

Sizlerin izlediği ilk anime neydi? Yoruma bırakabilirsiniz!

Bir başka yazıda tekrar görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!