Possessed – Dizi Yorumu

Merhaba arkadaşlar…

Bu kısımdaki yazıyı hiç uzatmadan doğrudan yoruma geçeceğim, zira öve öve bitirebileceğim bir dizi değildi. Aşşırı sıkıldığım 16 bölümün çoğunu atlayarak izlediğim bir diziydi. Kurgusundan ziyade karakterler beni hiç içine çekemedi…

Possessed – Dizi Konusu:

Dizi, aldığı ölüm cezası sonrasında ölen bir seri katil ve onu 20 yıl önce parmaklıkların arkasına sokan bir dedektifin etrafında dönmektedir. İkisinin de ruhları, kötülük ile kötülüğü durdurmaya çalışan güçlerin savaştığı şimdiki zamana çağırılır.

Possessed – Dizi Kadrosu:

Song Sae Byeok: Dizide, Kang Pil Sung karakterini canlandırmaktadır. Sae Byeok 26 Aralık 1979 doğumludur. Kendisi aslında daha çok sinema filmlerinde yer almıştır. Şu ana kadar bir dizide bulunmuştur. O dizi 2018’e damgasını vuran My Ahjussi dizisidir.

Koh Joon Hee: Dizide, Hong Seo Jung karakterini canlandırmaktadır. Joon Hee 31 Ağustor 1985 doğumludur. Birçok dizi ve filmde yer almıştır. Özellikle Crazy in Love, Can You Hear My Heart ve She Was Pretty dizileriyle bilinmektedir.

Yeon Jeong Hun: Dizide, Oh Soo Hyeok karakterini canlandırmaktadır. 6 Kasım 1978 doğumludur. Ünlü aktris Han Ga In’in eşidir. Birçok yapımda yer almıştır. Özellikle East of Eden, Vampire Prosecutor ve Man to Man dizileriyle bilinmektedir.

Jo Han Sun: Dizide, Sun Yang Woo karakterini canlandırmaktadır. 17 Haziran 1981 doğumludur. Birçok yapımda yer almıştır. Özellikle My New Partner, Attack the Gas Station!2, A Better Tomorrow ve Malice filmleriyle bilinmektedir.

Dizide ayrıca Park Sang Min, Lee Won Jong, Kil Hae Yeon, Jang Hyuk Jin, Park Jin Woo, Kwon Hyuk Hyun, Won Hyun Joon gibi isimler de yer almaktadır.

Possessed – Dizi Yorumu:

Ben, bugüne kadar sanırım bu blogta bu kadar beğenmediğim bir dizinin veyahut da bu kadar beğenmediğim herhangi bir şeyin yorumunu girmemişimdir sanırım. Sırf başroldeki kadının güzelliğine doyamadığım için diziyi sonuna kadar izledim kaldı ki izlerken de sürekli atlaya atlaya izledim.

O kadar sarmadı beni anlayacağınız.

Bu sıralar hayaletli dizilere takıldığım için, dolu dolu hayalet dizileri izliyordum ki bu diziye başladığıma bin pişman oldum. Kurgu güzel olabilirdi ama karakter işleyişleri o kadar vasattı ki… Hiç sevmedim hatta karakterlerin isimleri bile zihnimde yer edinmedi. Düşünün o kadar sevmedim.

Mesela erkek ana karakterimiz, polis. Dedektif Kang, ruhsuz görünüşünün arkasında duygusal bir karakter olarak yazılmaya çalışılmış ama o kadar pısırık bir tip olmuş ki inanın anlatamam. Ya senarist duygusallığı pısırıklıkla karıştırmış ya da oyuncu bu rolün hakkından gelememiş bilmiyorum. Ya bir de, hani sen polis memurusun. Suçla mücadele bilmem ne masasındasın. Her gün suçlu kovalayan birimlerden birindesin ama hiç atletik değilsin?

Niye?

Bugüne kadar izlediğim Kore dizilerinde, polislerden dövüşmeyi bilmeyenine denk gelmemiştim. Hani birkaç dizide vardı dövüşmeyi bilmeyen ama onlar da şöyleydi, sitcom tarzıydı. Ya da komik bir karaktere sahip olduğu için dövüşemiyordu falan.

Özellikle de bir seri katilin peşinde, sürekli ağlak ağlak dolanan bir başrol… Bilmiyorum, senaristler üzerinde hiç düşündü mü bu dizinin?

Diğer yandan, kötü karakterimiz… Seri katil Hwang Dae-du… Tamam, kötü karakter olarak güzel işlenmiş ama hiç hata yaptırmadan, sonuna kadar gitmesini sağlamak? Ya da ne bileyim, ana karakterlere kazanmaları için bir şans tanımadan sürekli kötü karakterin borusunu öttürmes?

Açıkçası, pek çok açıdan oturup eleştirebileceğim aşırı vasat bir yapımdı. Başroldeki Joon-Hee’nin başka dizilerini izleyip orada kendini mutlu etmeyi planlıyorum. Bu dizide, yeteneğinin harcanmasına üzüldüğüm bir karakterdir kendisi…

Ayrıca, dizinin finalinden de bahsetmek istemiyorum. Senarist vurucu bir son mu yapmak istemiş bilmiyorum ama maalesef ki dümdüz, atlaya atlaya izlediğim bir dizi oldu.

Böyle kötü diziler izleyince çok üzülüyorum ben ya…

Bir sonraki yorumumda görüşmek üzere! Sevgiyle kalın.

Birini özleme hissi, o kişiyle anıların varsa doğuyor.

İblis olarak doğulmaz, bu dünya iblis yapar seni.

Semiha Kaya

6 Haziran 1998 doğumlu, hayalleri yaşından çok olan ve hepsini bir bir gerçekleştirmek için acayip hırs dolu bir insanım.
Hırsımın yanı sıra, üşengeç ve unutkan da olduğum için tüm planlarımı sonsuza dek yaşayacakmışım gibi yaparım lakin genelde anın tadını çıkartırım.
Hem ne demiş James Dean?
"Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal kur. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa."
Benim hayallerim zaten sonsuzluğa eriştiği için, şimdi yaşadığım her anı güzel kılmak için çabalıyorum çünkü bu dünyaya bir kez geliyoruz, tadını çıkarmadan veda etmek yakışmaz bana.
Öte yandan, yazmak ve okumakla fazla haşır neşirim. Öyle ki, Wattpad uygulamasında on milyona ulaşan mizah kitabım, şu an Epsilon Yayınları sayesinde raflardaki yerini aldı. Hâlâ daha aktif bir şekilde yazmaya devam ederken, üniversite okumaya da çalışıyorum. Bir garip İktisat öğrencisiyim ve mezun olduktan sonra bölümümle de ilgili çok büyük hayallerim var.
Size söyledim ya, hayallerim yaşımı aşıyor diye... Benim çok fazla hayalim var. Öyle ki, benden birkaç tane olmasını isterdim çünkü yapmak istediklerimin hepsini bir ömre sığdıramayacakmışım gibi hissediyorum.
Kısacası ben, çok düşünen, çok kuran, çok yazan, çok... çok... Diye giden bir sürü şeyle uğraşan bir insanım.
Bana, instagram: semihaakaya / wattpad: ianinprensesi kullanıcı adları üzerinden ulaşabilirsiniz!

Önerilen makaleler

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: