Shadowhunters – Dizi Yorumu (1. Sezon)

Evet… Merhaba arkadaşlar! Bu sefer de… Sadece birkaç edite denk geldiğim için izlemeye başladığım bir dizi yorumuyla karşınızdayım!

Shadowhunters – Dizi Konusu:

Cassandra Clare’in çok satan The Mortal Instruments serisinin küçük ekran uyarlaması olan Shadowhunters, Clary Fray isimli genç bir kızın 18. yaş gününde yarı insan yarı melek olan ve şeytanlarla savaşan Shadowhunter soyundan geldiğini öğrenmesiyle değişen hayatını konu alıyor.

Shadowhunters – Dizi Kadrosu:

  • Katherine McNamara, Clarissa “Clary” Fray rolünde
  • Dominic Sherwood, Jonathan Christopher “Jace” Herondale rolünde
  • Alberto Rosende, Simon Lewis rolünde
  • Matthew Daddario, Alexander “Alec” Lightwood rolünde
  • Emeraude Toubia, Isabelle “Izzy” Lightwood rolünde
  • Isaiah Mustafa, Lucian “Luke” Garroway rolünde
  • Harry Shum Jr., Magnus Bane rolünde
  • Alan van Sprang, Valentine Morgenstern rolünde
  • Maxim Roy, Jocelyn Fray rolünde
  • David Castro, Raphael Santiago rolünde
  • Stephanie Bennett, Lydia Branwell rolünde

Shadowhunters – Dizi Yorumu:

Yazımın başında da belirttiğim üzere ben bu diziye sadece birkaç edit gördüğüm için yeniden başladım. Açıkçası ya 2016 ya da 2017’de ben bu diziye başlamıştım ancak devam ettirmemişim. Hatta belki ilk sezonu bile bitirmemişimdir, tekrar izlerken pek çok sahneyi hatırlamadığımı fark etmiştim…

Ayrıca, şimdi başladığımda bile her an bırakmaya meyilli bir şekilde izlediğimi itiraf etmeliyim.

Belki, “Semihacım, madem bu kadar sevmedin neden izliyorsun?” diyebilirsiniz, bunu ben kendime sorduğumda, “Malec için,” cevabını anında verdiğim için izliyorum.

Zaten izlediğim editler de Malec editleriydi, aşırı sevimliler ve filme kıyasla dizideki Alec o kadar sevimli ki…

Yani millet nasıl o öküz Jace için kuduruyor anlamıyorum, Dominic her ne kadar benim tipim olsa da Jace’in karakteri o kadar sinir bozucu ki… Onun sahnelerine resmen dayanamıyorum. Tipik liseli, ergen tavırlarına bürünmüş “bad boy” kalıpları içindeki kıskanç bir genç.

Ayrıca, Clary’i canlandıran Katherine’nin oyunculuğu o kadar vasat ki… Savaş sahnelerindeki o mimikleriyle beni benden aldı diyebilirim. Hele ki Jace’e aşk dolu bakmaya çalışması falan… Gerçek anlamda kötüydü. Ama alışınca izlemeye dayanabiliyormuşuz onu anladım…

Yani, en başından da dediğim gibi diziyi sadece Malec çiftini izlemek istediğim için izliyorum. Şu an bıraksam, bir daha açıp izlemek aklıma gelmez beni o kadar çekmedi kendine ve genelde başarısız uyarlamaların sonucunda kitaplarını merak eder, muhtemelen daha iyi olduğunu düşünürdüm ama Jace’in diziye yansıtıldığı gibi bir karakter olmasından korktuğum için kitaplarını almaya da elim varmıyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, sevimli Malec çiftim için diziye devam edeceğim. Ayrıca Alec’in tatlılığını da izlemeyi bırakamıyorum. Zira Jace’in karakterine kıyasla Alec’in karakteri bana daha çekici geldi.

Çünkü birisi Alec’e laf ettiğinde (somurtuk bir şekilde ortalıkta dolanıp Clary’e laf ettiği için) Jace anında parlayıp, “O benim parabatai’m onun hakkında düzgün konuş!” atarlarına başlıyor ancak Alec ona akıl vermeye çalıştığında ki, bunu genellikle doğru konularda yapıyordu, Jace ona kötü davranıyordu.

Kısacası, Jace’i, sevimli Alec’imi üzdüğü için de sevmiyor olabilirim. :>

Bunlara ek olarak, aslında güzel bir evren oluşturulmuş ve hikâye genel anlamda merak uyandıracak şekilde dikkat çekiciydi.

Ve Saphael çiftini desteklemiş ama boynu bükük kalmış bir seyirciyim… Aslında çok sevimli bir çift olurlarmış gibi geldi bana ama ikisi de son derece hetero karakterler oldukları için… Kalbim kırık o yönden. :’)

Melekler, iblisler, vampirler, kurt-adamlar ve büyücüler görmek istiyorsanız ve biraz da olsun kafanızın dağılmasına ihtiyacınız varsa veyahut da son derece kıskanç tavırlar sergileyen karizmatik sarışınlar görmek istiyorsanız, karizmatik sarışınlar değil de sevimli esmerler görmek istiyorsanız da hepsini bulabileceğiniz bir dizi diyebilirim!

Bir sonraki yorumda görüşmek üzere!

Semiha Kaya

6 Haziran 1998 doğumlu, hayalleri yaşından çok olan ve hepsini bir bir gerçekleştirmek için acayip hırs dolu bir insanım.
Hırsımın yanı sıra, üşengeç ve unutkan da olduğum için tüm planlarımı sonsuza dek yaşayacakmışım gibi yaparım lakin genelde anın tadını çıkartırım.
Hem ne demiş James Dean?
"Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal kur. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa."
Benim hayallerim zaten sonsuzluğa eriştiği için, şimdi yaşadığım her anı güzel kılmak için çabalıyorum çünkü bu dünyaya bir kez geliyoruz, tadını çıkarmadan veda etmek yakışmaz bana.
Öte yandan, yazmak ve okumakla fazla haşır neşirim. Öyle ki, Wattpad uygulamasında on milyona ulaşan mizah kitabım, şu an Epsilon Yayınları sayesinde raflardaki yerini aldı. Hâlâ daha aktif bir şekilde yazmaya devam ederken, üniversite okumaya da çalışıyorum. Bir garip İktisat öğrencisiyim ve mezun olduktan sonra bölümümle de ilgili çok büyük hayallerim var.
Size söyledim ya, hayallerim yaşımı aşıyor diye... Benim çok fazla hayalim var. Öyle ki, benden birkaç tane olmasını isterdim çünkü yapmak istediklerimin hepsini bir ömre sığdıramayacakmışım gibi hissediyorum.
Kısacası ben, çok düşünen, çok kuran, çok yazan, çok... çok... Diye giden bir sürü şeyle uğraşan bir insanım.
Bana, instagram: semihaakaya / wattpad: ianinprensesi kullanıcı adları üzerinden ulaşabilirsiniz!

Önerilen makaleler

3 Yorum

  1. […] Shadowhunters – Dizi Yorumu (1. Sezon) yazımda dizinin konusu ve kadrosundan bahsetmiştim ama yine bu yazıya da ekleyip yorumuma geçeceğim. >.< […]

  2. […] çok uzatmadan sizlerle hem Shadowhunters – Dizi Yorumu (1. Sezon) yazımda hem de Shadowhunters – Dizi Yorumu (3. Sezon) yazımda bahsettiğim şekilde dizinin […]

  3. […] birinci sezon yorumuna ulaşmak için buraya, ikinci sezon yorumuna ulaşmak için buraya ve üçüncü sezon yorumuna ulaşmak için de buraya […]

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: