Shadowhunters – Dizi Yorumu (3. Sezon)

Shadowhunters dizisinin final sezon yorumuyla, hepinize merhabalar arkadaşlar!

Yine, hep dediğim gibi #malec aşkına izlediğim bu diziyi aşırı benimsememin nedenini hâlâ çözememiş olsam da kendimi dün gece kitaplarını sipariş ederken buldum. Derinlerde bir yerde, sanırım Magnus Bane karakteriyle o kadar sıkı bağ kurdum ki… Kendimi bu evrenden henüz çıkartabilmiş değilim.

Eh, çok uzatmadan sizlerle hem Shadowhunters – Dizi Yorumu (1. Sezon) yazımda hem de Shadowhunters – Dizi Yorumu (3. Sezon) yazımda bahsettiğim şekilde dizinin konusu ve kadrosundan yine bu yazıya da ekleyip yorumuma geçeceğim. >.<

Shadowhunters – Dizi Konusu:

Cassandra Clare’in çok satan The Mortal Instruments serisinin küçük ekran uyarlaması olan Shadowhunters, Clary Fray isimli genç bir kızın 18. yaş gününde yarı insan yarı melek olan ve şeytanlarla savaşan Shadowhunter soyundan geldiğini öğrenmesiyle değişen hayatını konu alıyor.

Shadowhunters – Dizi Kadrosu:

  • Katherine McNamara, Clarissa “Clary” Fray rolünde
  • Dominic Sherwood, Jonathan Christopher “Jace” Herondale rolünde
  • Alberto Rosende, Simon Lewis rolünde
  • Matthew Daddario, Alexander “Alec” Lightwood rolünde
  • Emeraude Toubia, Isabelle “Izzy” Lightwood rolünde
  • Isaiah Mustafa, Lucian “Luke” Garroway rolünde
  • Harry Shum Jr., Magnus Bane rolünde
  • Alan van Sprang, Valentine Morgenstern rolünde
  • Maxim Roy, Jocelyn Fray rolünde
  • David Castro, Raphael Santiago rolünde
  • Stephanie Bennett, Lydia Branwell rolünde
  • Alisha Wainwright, Maia Roberts rolünde
  • Lola Flanery, Seelie Queen
  • Luke Baines, Jonathan Christopher Morgenstern

Shadowhunters – Dizi Yorumu:

Evet… Geldik final sezonunun yorumuna…

Biraz buruk bir vedaydı demek istesem de açıkçası finali hiç sevmedim. Bu yüzden finalden çok bahsetmeyeceğim çünkü bahsedersem burayı spoilerlarla doldurabilirim.

Finalde sevdiğim tek şey Magnus Bane’di. Zaten dizi boyunca sevdiğim tek varlık da kendisi olabilir… Yorumlarımın en başından bu yana dediğim üzere, ben bu diziye #malec için başladım ve karakterleri bölümler ilerledikçe sevdim.

Bir türlü Jace&Clary ilişkisine alışamamış olsam da, onları bile aşırı sevdim diyebilirim. Özellikle üçüncü sezonda Jace’i gerçekten sevdim. Çünkü ilk iki sezon boyunca, Jace sadece Clary’i düşünüyordu ve bazı şeyler sinirime dokunuyordu.

Mesela, Alec. Alec, Jace için her şeyi yapmaya hazırdı çünkü Jace onun parabatai’si, kardeşiydi ve bu bağın gücünü kesinlikle gösteriyordu. Bu bağ için Magnus’un kendini feda etmesine bile izin verecek kadar bu bağa önem veriyordu ama Jace’in bu parabatai durumuna o kadar da önem verdiğini hissetmedim.

Açıkçası biraz da o yüzden Jace’e sinir oluyordum. İlk görüşte aşk? Tamam, kaptırdın kendini Clary’e ama Alec senin o davranışlarını hak edecek bir şey yapmamıştı. Tek yaptığı şey sana destek olmaktı ve adamım! Sen ikinci sezon öldün, Alec bunun acısını çekti.

Seni kaybetti ve bunu derinden hissetti. Sense ondan bir şeyler saklamaya devam ettin!

Neyse ki sonralarında işler biraz daha düzeldi. Jace biraz daha etrafını fark etmeye başladı, hatta Simon’a bile oldukça iyi davranır oldu… Bu önemli bir detaydı benim için çünkü dizideki üçüncü favori karakterim Simon Lewis.

Finali hiç beğenmemiş olsam da, güzel bir sona bağlanmıştı ve açıkçası fandom sayfalarındaki yazıları gördükçe kitapları da merak edip dün akşam ilk iki kitabını sipariş ettim. Yakında elime ulaşırlarsa onların da yorumlarını hızlıca buraya girmeye çalışırım.

Şimdilik benden bu kadar, kendinize iyi bakın ve kafa dağıtmak için bir şeyler izlemek istiyorsanız… Bu diziye bakın!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: