Supernatural – 2. Sezon

supernatural2.sezon-efsunlublogyorumu

Merhaba arkadaşlar!

Yine bir Supernatural yorumuyla karşınızdayım. Malum dizi on dört sezon (on dördüncü sezon şu an çekiliyor) ben de on üçüncü sezona kadar yorumlarını ayrı ayrı girip her hafta bir tanesini yayınlarım dedim.

Ayrı ayrı yayınlamamın sebebi ise tek bir metin içinde dehşet uzun olurdu bu yüzden ben de ayrı ayrı ve kısa kısa olmasının okunması bakımından daha rahat olacağını düşündüm ve sonuç olarak, böyle tasarladım. Yani hazır olun, her hafta bir Supernatural yorumuna denk gelebilirsiniz!

  • Supernatural – 2. Sezon Yorumu

Supernatural Bölüm Sayısı: 22

Supernatural Konusu:

Sam ve Dean Winchester babalarını aramak için yola koyulduklarında John Winchester, eşi Mary Winchester’ı öldüren iblisi bulmaya çok yakınlaşmıştır.

Bu yüzden Dean’e bir not bırakarak kayıplara karışmıştır ve Dean de babası için endişelendiğinden dolayı kardeşi Sam’i de alarak yola koyulmuştur ve tam babalarını buldukları anda, sarı gözlü iblis onları haklamıştır.

 

İkinci sezon, birinci sezonun bittiği yerden devam ediyor. Arada bir zaman kayması olmuyor.

Sam, Dean ve John’un içinde bulunduğu Chevy Impala’ya çarpan tır zaten ağır yaralı olan Dean ve John’un durumlarının kötüye gitmesine ve Sam’in de anlık bir bilinç kaybı yaşamasına neden oluyor.

Hastaneye vardıklarında ise Dean’in durumu kötüdür. Bedeni çökmüştür ve Dean artık bir hayalettir!

Bu sezonda, aslında birinci sezonda tanıdığımız Bobby Singer, kendisini daha çok gösteriyor. Bobby şeytanlar hakkında çok fazla bilgi toplamış, en çok bu tür işlerle ilgilenmiştir.

Sezonun genel özetine dönecek olursak, Dean Winchester’ın ağzından düşmeyen, “What’s dead should stay dead!” repliği ön planda. Yani: “Ölü olan, ölü kalmalıdır.”

Birinci sezon yorumunda da dediğim gibi, bu dizide ölü olan herkes ölü kalmıyor maalesef.

Dean’in durumu kötü olduğu için ve her geçen saniye ölüme daha çok yaklaştığından dolayı, John Winchester çocuğunun ölmesine izin vermeyerek öldürmek istediği sarı gözlü iblisle bir anlaşma yapar ve Dean’in yeniden hayata dönmesi karşılığında meşhur ‘Colt’ tabancısını ve kendi hayatını verir.

Tabii bu durum Dean için travma etkisi şeklindedir çünkü babasını seviyor ve Dean için John’un kendi hayatını vermesi durumu katlanılmaz bir şey ama maalesef ki artık geri döndürülemiyor bu yüzden tüm ilgi alakası tekrardan kardeşi Sam Winchester oluyor.

Çünkü John ölmeden önce Dean’e, kardeşine iyi bakmasını ve eğer kontrol edemeyeceği bir şekilde yoldan çıkarsa onu öldürmesi gerektiğini söylemiştir.

Bu sezonda, Sam’in psişik güçleri ortaya çıkıyor. Sarı gözlü iblisle ilgili öngörülere sahip. Bazı insanları ölmeden önce görüyor, mesela Jessica veya kendisi gibi psişik olanları gördüğü gibi…

Sarı gözlü iblis Sam’in yakınlarında bir şey yaptığında, kötü bir olay gerçekleşemeye başladığında Sam bununla ilgili rüya ya da öngörüler görüyor ve bu da Sam ve Dean için yeni bir iş haline geliyor.

Sam’in öngörülerindeki yaralanan ve ölen insanları her zaman kurtaramasalar da çoğunluğuna yardım ediyorlar.

 

Bu sezonun iki ya da üç ana konusu var diyebilirim. Samuel Colt (tabancası ve cehennem kapısıyla alakalı), Sam Winchester’ın psişik güçleri ve birinci sezonda öldüremedikleri sarı gözlü iblis.

Sarı gözlü iblis zamanında çok fazla insanla anlaşma yapmış ve onların çocuklarına şeytan kanı vermiştir. Bu şeytan kanı sayesinde, Sam ve diğer çocukların psişik güçleri ortaya çıkmıştır.

Bu sezon ağırlıklı olarak tek tek bu çocuklarla ilgili ön görüleri görüyor ve onları kâh kurtarıyor, kâh ölümlerini seyrediyoruz derken sezon finaline yaklaştığımızda tüm bu çocuklar aynı kasabada uyanıyorlar.

Sam birlikte olmaları ve canavarlarla savaşmaları gerektiğini söylerken, aralarında bir katil olduğunu fark ederler. Hepsi teker teker şeytanlar tarafından avlanılmaya başlamıştır ve oradan sadece bir kişi sağ çıkabilecektir.

Sarı gözlü iblis tüm çocukların rüyalarında gezerek sadece bir kişinin sağ kalacağını söylediği için herkes birbirini öldürmeye başlar ki zaten çok fazla kişi de yoktu. Başlangıçta beş kişiydiler ve geriye Sam ile Jake kaldığında, ikisi kıyasıya bir dövüşe girerler.

Bu sırada Dean, Bobby ile birlik olarak Sam’i kurtarmaya giderler ama çok geçtir…

Sam, Jake’i bayıltana kadar yumrukladıktan sonra onu öldüremeyerek arkasında bırakır ve tam Dean ve Bobby’nin yanına gidecekken, Jake tarafından sırtından bıçaklanır ve ölür.

Tabii tüm sezon boyunca, ‘Ölü olan ölü kalmalıdır’ diyen Dean Winchester kardeşi Sammy Winchester’ın ölümünü kabullenemeyerek şeytanla anlaşma yapar ve Sam’i geri döndürür.

Sezonun sonunda, cehennemin kapıları açılır ve birçok şeytan (yedi ölümcül günah, kindar öfkeli şeytan ruhları vesaire) dünyaya dağılır. Tabii cehennemin kapılarının açılması için Samuel Colt’un silahına ihtiyaç vardır ki Jake silahla kapıyı açtığında Dean bu silahı alıyor ve orada olan sarı gözlü inlisi alnının ortasından vuruyor.

Böylece sarı gözlü iblisten intikam alınmış oluyor ama yeni problemlerimiz var!

 

Sezon hakkında genel bir yorum yapacak olursak, Dean’in tüm sezon boyunca ‘Ölü olan, ölü kalmalıdır’ demesinin ardından Sam’in ölümünü kabullenemeyerek kendi ruhunu satıp, Sam’i geri döndürmesi açıkçası her defasında benim sinirlerimi bozuyor.

Ayrıca itiraf etmek gerekirse ben Sam’i bir türlü sevemiyorum çünkü hep yanlış kararlar veriyor ve Dean Sam’in bu yanlış kararlarını düzeltmek için çok daha yanlış kararlar veriyor! Bu da bitmek tükenmek bilmeyen bir Supernatural sezon geçidine neden oluyor.

Yanlış anlaşılmasın, diziyi seviyorum ama bazı şeyler tadında kalsa daha güzel olur diyebiliyorum.

Velhasıl kelam bu sezon çok sevdiğim karakterler ortaya çıktı. Jo ve Ellen gibi. Aynı şekilde nefret edilesi gereksiz karakterler de olmadı değil. Mesela Gordon Walker…

Eğlenceli bir sezondu, ilk sezona göre daha fazla çeşitlilik vardı. Croatan virüsü, Sam’in palyaçolardan korktuğu bölüm, yarı tanrılar ve sürekli ortaya çıkan Sam gibi psişikler…

  1. sezon yorumunu okumak için buraya tıklayabilirsiniz!

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere!

Semiha Kaya

6 Haziran 1998 doğumlu, hayalleri yaşından çok olan ve hepsini bir bir gerçekleştirmek için acayip hırs dolu bir insanım.
Hırsımın yanı sıra, üşengeç ve unutkan da olduğum için tüm planlarımı sonsuza dek yaşayacakmışım gibi yaparım lakin genelde anın tadını çıkartırım.
Hem ne demiş James Dean?
"Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal kur. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa."
Benim hayallerim zaten sonsuzluğa eriştiği için, şimdi yaşadığım her anı güzel kılmak için çabalıyorum çünkü bu dünyaya bir kez geliyoruz, tadını çıkarmadan veda etmek yakışmaz bana.
Öte yandan, yazmak ve okumakla fazla haşır neşirim. Öyle ki, Wattpad uygulamasında on milyona ulaşan mizah kitabım, şu an Epsilon Yayınları sayesinde raflardaki yerini aldı. Hâlâ daha aktif bir şekilde yazmaya devam ederken, üniversite okumaya da çalışıyorum. Bir garip İktisat öğrencisiyim ve mezun olduktan sonra bölümümle de ilgili çok büyük hayallerim var.
Size söyledim ya, hayallerim yaşımı aşıyor diye... Benim çok fazla hayalim var. Öyle ki, benden birkaç tane olmasını isterdim çünkü yapmak istediklerimin hepsini bir ömre sığdıramayacakmışım gibi hissediyorum.
Kısacası ben, çok düşünen, çok kuran, çok yazan, çok... çok... Diye giden bir sürü şeyle uğraşan bir insanım.
Bana, instagram: semihaakaya / wattpad: ianinprensesi kullanıcı adları üzerinden ulaşabilirsiniz!

Önerilen makaleler

2 Yorum

  1. Açıkçası ben sam’i çok seviyorum yani #teamsam’denim diyebiliriz . Çok saf ve temiz kalpli birisi bence ve çok yanlış kararlar da vermiyor yaa yani ruhsuz olduğu dönemlerde olabilir ama sonuçta ruhsuz yani onu çok suçlamamak lazim

  2. Hahaha ben ikisini de seviyorum ama Sam’le Dean arasında seçim yapmam gerekirse gönlüm Dean’den yana olur zira biraz daha duygusal bir seçimle yaklaştığını düşünüyorum. Sam çok rasyonel ve biraz da bencilliği var bu yüzden ona ısınmam gerçekten çok zamanımı almıştı..:D

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: