Yeraltından Notlar – Kitap Yorumu

Merhaba arkadaşlar, aslında kitabı okuyalı baya oldu ama bu aralar sınavlardı, ödevlerdi falan derken buraya yazı hazırlama fırsatı bulamadım. Kısa bir mola vermişken bari kitabın yorumunu da gireyim dedim ve işte buradayım!

Hemencecik kitapla ilgili detaylara geçiyorum >.<

Yeraltından Notlar – Arka Kapak:

Dostoyevski’nin “Rus çoğunluğunun hakiki insanı” dediği bir isimsiz kahramanın yalın ve karanlık düşünceleri… Edebiyat tarihinin en ünlü isimsizlerinden Yeraltı Adamı, insanların oradan oraya üşüşen karıncalara dönüştüğü St. Petersburg’un gri kaldırımlarında itilip kakılırken, yaşama isteğini yavaş ama emin adımlarla mutlak bir öç isteğiyle değiş tokuş eder. Yeraltı Adamı’nın bir devlet memuru olarak geçirdiği tekdüze günler, yanında bir türlü rahat hissedemediği arkadaşları ve hayattaki mutlak yalnızlığı, bıkkın bir öfke ve küçük, imkânsız pazarlıklarla gittikçe daha fazla lekelenir, ta ki kendisini bir arada tutan görünmez ipler yavaşça çözülmeye başlayana kadar. Yeraltından Notlar, yayımlandığı 1864 yılından beri öfke ve sessizliğin en güçlü manifestolarından biri olmuştur.

Yeraltından Notlar – Kitap Yorumum:

Lise yıllarımda başladığım ama yarım bıraktığım, daha sonra yine başladığım ama bir kez daha yarım bıraktığım ama en sonunda sonuna ulaştığım Dostoyevski kitabıyla buradayım…

Sanırım lise çağlarımda deli gibi fantastik/bilim kurgu okumaktan derinlemesine yazılmış ve karakter tahlilini gözler önüne sermiş kitaplar bana ağır geliyordu… Eh, kitabı okuyanlar da bilir, ana karakterimiz de öyle kendini sevdiren bir tip değildi.

Büyük oranda haklı bulduğum konulara değinen ama bir o kadar da sinirlerimi bozan bir karakterdi kendisi. Ancak günümüz insanlarının hezeyanlarını görmediğimi söyleyemem…

Pek çok aydın takılanların, aslında bilgiyi sadece bilgilenmek için değil de bilgisiyle insanları ezmek için kullandığını gördüğüm bu dönemde, aslında bu kitabı okumak bana çok iyi geldi. Bir noktada ana karakterle aynı düşünceleri paylaştık.

Ancak… Elimi ne zaman Dostoyevski’ye uzatsam o erkek karakterleriyle beni bir o kadar iteliyor. Şimdiye kadar iki kitabını okudum. Suç ve Ceza’da da çok sinirlerim bozulmuştu. Bunda sinirlerim bozulmadı ancak karakter beni o kadar baydı ki aslında nereye takılmam gerektiğine karar veremedim.

Belki ilerleyen zamanlarda daha farklı bir düşünce yapısındayken okumak bu kitabı benim için bambaşka bir seviyeye taşıyacak ama şu an, ben sadece aylak bir adamın kendini gerçek dünyadan soyutlayarak kendisiyle cebelleşmelerini okudum…

Yeraltından Notlar – Kitap Alıntılarım:

  • Aslında biz ölü doğmuş yaratıklarız.
  • Sanırım bunları yazmakla hata ettim zaten. Daha doğrusu, bu hikayeyi yazarken yeterince utandım: Yani bu, edebi bir eserden ziyade günahlarımın kefaretini ödemek oldu.
  • Ruhumda, cinayet işlemişim gibi bir ağırlık vardı.
  • Yoksa, sen bunalmıyor musun burada? Anlaşılan hayır, alışkanlığın büyük tesiri var! Alışkanlığın insanı ne hallere getirdiğine şaşmamak mümkün değil doğrusu.
  • Aşk kutsal bir sırdır; sevişenler arasında ne geçerse, yabancı gözlerden saklanmalıdır.
  • “Çok sevdiğim için sana eziyet ediyorum, kıymetini bil.”
  • Hayat, kederiyle, acısıyla da güzeldir. Yaşamak nasıl olursa olsun arzu edilir.
  • Halbuki ben yalnız kendim için yazıyorum.
  • Kim bilir belki de insanların yeryüzünde ulaşmaya çalıştığı tek gaye, bu gayeye ulaşma yolundaki daimi çaba, başka bir deyişle hayatın ta kendisidir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: