Yüzbaşının Kızı – Kitap Yorumu

Merhaba arkadaşlar, size tek oturuşta okuyup bitirdiğim güzel bir kitabın yorumuyla geldim.

Çok uzatmadan, kitabın arka kapak yazısını ekliyorum ve sonrasında da yorumumdan bahsedeceğim. ^^

Yüzbaşının Kızı – Arka Kapak:

Soylu bir ailenin tek erkek evladı olan Pyotr Andreyeviç babasının isteği üzerine subay olarak orduya yazılır. Ülkenin uzak bir köşesindeki kalede görev yapmaya başlar. Askerliği boyunca, yüzbaşının kızına duyduğu aşk ile ülkeyi kasıp kavuran köylü ayaklanmasında yerine getirmesi gereken görevler arasında çatışma yaşar. O, bu çatışmada hiçbir zaman cesaret ve onurun bayrağını yere düşürmeyecektir.

Savaşı ve aşkı tarihsel bir zeminde, olanca çıplaklığıyla anlatan bu roman dünya edebiyatında öncü bir rol oynamış ve pek çok büyük yazarı etkisi altına almıştır.

Yüzbaşının Kızı – Kitap Yorumum:

Başladığım gibi bitirdiğim bu kitap hakkında, kısacık olmasına rağmen kendimi uzun uzun konuşabilirmişim gibi hissediyorum.

Boğucu olmayan, naif bir aşk hikayesini içine alan ve savaş çerçevesi içinde dostun, düşmanın nereden karşına çıkacağını bilemediğin bir hikaye gibiydi.

Kitabın sonunda, bunların gerçekten yaşanmış olduğunu ancak Puşkin’in isimleri değiştirdiğini öğrendim. O yüzden, bu hikaye beni bir tık daha etkiledi ama tabii ki daha derin yazılmış olmasını isterdim.

Kitabın tek eksiği yaşanan her şeyin yüzeysel kalmış olmasıydı. Bunun dışında, karakter hikayeleri zaman içinde yürüyecekleri yol… Bunların hepsi ince detaylarla karşımıza çıkartılmıştı.

Açıkçası, çok beğenerek okudum. Aşırı akıcı bir şekilde yazılmasıyla birlikte bölüm başlarında verilen Atasözleri, türküler… Size bölüm hakkında genel bir bilgi veriyor ve o bölümde ne bulacağınızı görüyorsunuz.

Ah… Sanırım kötü adamlara olan zaafım beni bu kitapta da ele geçirdi…

Pugaçev’e, aynı Pyotor gibi ben de acıyorum. Acıdım. Yüreğimi burktu ve Pyotor ondan çariçenin affına sığınmasını istediğinde, verdiği cevapla beni gerçekten yaraladı.

Zira o noktadan sonra geri dönüşü olmayacağını ve sonunun ölüm olacağını hissetmiştim. Pugaçev’in yaptığı bütün katliamlara rağmen, hikayenin kötüsü olarak Şvabrin’i gördüm. Çünkü Pugaçev her şeye rağmen, gördüğü iyiliği bütünüyle karşılayan bir adamken, Şvabrin tamamen kötülükle harmanlanmış gibiydi.

Güzel bir hikayeydi, akıcıydı ve Rus edebiyatına başlamak için ideal bir tercih olabilir.

Buraya da birkaç alıntı bırakayım.

“Pişmanlık için iş işten geçti, bana lütufta bulunmayacaklardır. Nasıl başladıysam öyle de devam etmek zorundayım.”

Halkın dilindeki hikaye, denizde kabaran dalgaya benzer.

“Tek düşündüğün asmak, boğmak. Bir ayağın çukurdayken diğer yandan hep birilerini öldürmekle meşgulsün. Vicdanına sorsana, yeterince kan dökmedin mi?”

Erkekler ne tuhaf. Üç gün sonra unutacakları bir şey yüzünden birbirlerinin boğazını kesebiliyorlar. Nihayetinde hayatlarını, onurlarını, sevenlerinin mutluluklarını fedaya hazırlar…

Batıl inançları ne kadar reddedersek edelim, tecrübeyle sabittir ki bir yanımız bu tip şeylere meyleder.

Semiha Kaya

6 Haziran 1998 doğumlu, hayalleri yaşından çok olan ve hepsini bir bir gerçekleştirmek için acayip hırs dolu bir insanım.
Hırsımın yanı sıra, üşengeç ve unutkan da olduğum için tüm planlarımı sonsuza dek yaşayacakmışım gibi yaparım lakin genelde anın tadını çıkartırım.
Hem ne demiş James Dean?
"Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal kur. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa."
Benim hayallerim zaten sonsuzluğa eriştiği için, şimdi yaşadığım her anı güzel kılmak için çabalıyorum çünkü bu dünyaya bir kez geliyoruz, tadını çıkarmadan veda etmek yakışmaz bana.
Öte yandan, yazmak ve okumakla fazla haşır neşirim. Öyle ki, Wattpad uygulamasında on milyona ulaşan mizah kitabım, şu an Epsilon Yayınları sayesinde raflardaki yerini aldı. Hâlâ daha aktif bir şekilde yazmaya devam ederken, üniversite okumaya da çalışıyorum. Bir garip İktisat öğrencisiyim ve mezun olduktan sonra bölümümle de ilgili çok büyük hayallerim var.
Size söyledim ya, hayallerim yaşımı aşıyor diye... Benim çok fazla hayalim var. Öyle ki, benden birkaç tane olmasını isterdim çünkü yapmak istediklerimin hepsini bir ömre sığdıramayacakmışım gibi hissediyorum.
Kısacası ben, çok düşünen, çok kuran, çok yazan, çok... çok... Diye giden bir sürü şeyle uğraşan bir insanım.
Bana, instagram: semihaakaya / wattpad: ianinprensesi kullanıcı adları üzerinden ulaşabilirsiniz!

Önerilen makaleler

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: