The I-Land – Dizi Yorumu

Merhaba arkadaşlar!

Yine okul döneminde, yine bir şeyler izlemeye doyamıyorum!

Bu sefer de yeni netflix mini dizisi olan The I-Land izledim! The I-Land yorumuyla geldim, sanırım kendimce yurdumun lanet internetiyle yüzleşmeden önce evde netflix bataklığı dönemi yaşıyorum… Şu sıralar netflixten çıkamıyorum açıkçası.

the-i-land-metinici-efsunlublog-semihakaya

The I-Land – Konusu:

Hafızaları silinen ve birlikte bir adaya bırakılan bir grup yabancı, zorlu koşullarda hayatta kalmak için savaşır ve sıkışıp kaldıkları adayla mücadele eder.

 

The I-Land – Başroldekiler:

Natalie Martinez – Chase

Kate Bosworth – KC

Ronald Peet – Cooper

 

The I-Land – Yaratıcılar:

Anthony Salter

 

Evet, The I-Land yedi bölümden oluşuyor. En uzun bölümü 45 dakika kadardı.

Açıkçası, biliyorsunuz Ağustos ayında Origin dizisi için bir yorum girmiştim ve diziyi ne kadar sevdiğimden net bir şekilde bahsetmiştim çünkü bir başlangıcı, bir sonu ve karakterlerin işlenişinde netlik vardı. Senaryosu da oldukça sağlam ve en sonunda her şeyi açıklayan türdeydi. Ek olarak, birbirini tanımayan insanların bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışma çabalarını izlemeyi seviyorum.

O yüzden bu tarz diziler ararken düştüğüm umutsuzluk dolu serüvende karşıma The I-Land çıkınca açıkçası epey sevinmiştim fakat ilk bölümden sonra bilmek istediğim şeylere sahip olamayınca bu dizi de beni hayal kırıklığına uğrattı.

The I-Land’a gelecek olursak, başlangıcı var, karakterlerin işlenişi de var ama eksik gelen bir şeyler vardı. The I-Land’ı izlerken her şey sürekli eksik geldi. Nedenini bilmediğim bir şekilde, sürekli açıklanmasını beklediğim sahneler vardı.

Dizi, diğer bütün dizilerde olduğu gibi tek bir karakter üstüne kuruluydu ve bunun olması yerine, adada uyanan on kişinin üzerinde eşit olarak durulmasını isterdim çünkü ortada ortak bir problem var ve herkes sadece bir kişiye odaklanmış durumda.

Bana göre, senaryoda büyük bir eksiklik vardı anlayacağınız.

Bu dizi senaryo bakımından yeterince doyurmadı, eksikliği sürekli hissettim ama simülasyonu ve yabancı insanların bir arada ortaya neler serebileceklerini merak ediyorsanız izlemenizi tavsiye ederim.

Mini bir diziydi, yedi bölüm 40-45 dakika arası… Çok canınız sıkıldığında ya da kafanızı dağıtmak istediğinizde sizi meşgul edebilecek merak uyandırıcı bir diziydi diyebilirim.

Sadece yeterli değildi… 😀

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim, aşağıya fragmanını bırakıyorum. Merak ederseniz, fragmanını izleyebilirsiniz! Bir sonraki yazılarımızda görüşmek üzere kendinize iyi bakın!

Semiha Kaya

6 Haziran 1998 doğumlu, hayalleri yaşından çok olan ve hepsini bir bir gerçekleştirmek için acayip hırs dolu bir insanım.
Hırsımın yanı sıra, üşengeç ve unutkan da olduğum için tüm planlarımı sonsuza dek yaşayacakmışım gibi yaparım lakin genelde anın tadını çıkartırım.
Hem ne demiş James Dean?
"Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal kur. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa."
Benim hayallerim zaten sonsuzluğa eriştiği için, şimdi yaşadığım her anı güzel kılmak için çabalıyorum çünkü bu dünyaya bir kez geliyoruz, tadını çıkarmadan veda etmek yakışmaz bana.
Öte yandan, yazmak ve okumakla fazla haşır neşirim. Öyle ki, Wattpad uygulamasında on milyona ulaşan mizah kitabım, şu an Epsilon Yayınları sayesinde raflardaki yerini aldı. Hâlâ daha aktif bir şekilde yazmaya devam ederken, üniversite okumaya da çalışıyorum. Bir garip İktisat öğrencisiyim ve mezun olduktan sonra bölümümle de ilgili çok büyük hayallerim var.
Size söyledim ya, hayallerim yaşımı aşıyor diye... Benim çok fazla hayalim var. Öyle ki, benden birkaç tane olmasını isterdim çünkü yapmak istediklerimin hepsini bir ömre sığdıramayacakmışım gibi hissediyorum.
Kısacası ben, çok düşünen, çok kuran, çok yazan, çok... çok... Diye giden bir sürü şeyle uğraşan bir insanım.
Bana, instagram: semihaakaya / wattpad: ianinprensesi kullanıcı adları üzerinden ulaşabilirsiniz!

Önerilen makaleler

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: