SON DİLEK KİTAP YORUMU | THE WITCHER

 

Kitap kurdu dostum ya da the witcher meraklısı dostum, öncelikle yazıma hoş geldin. Uzun süre hem alışveriş sepetimde hem de aldıktan sonra kitaplık raflarımda tozlanarak beni bekleyen bu seriye daha fazla haksızlık yapmak istemediğimi fark ettim. Aynı zamanda kitap okuyamama problemimi de çözmem gerekiyordu, bu seri benim için bu probleme bire bir çözüm oldu.

Aylardır hatta yıllardır herkesin ağzında dolanan bu fantastik dünya hem oyun olarak hem kitap serisi olarak hem de artık netflix dizisi olarak karşımızda. Açıkçası ilk sezondan sonra seriyi almak için adım atabildim, ikinci sezondan sonra da kitaba başlamaya adım atmış oldum.  Her zaman önce kitabını okuyup sonra dizisi ya da filmini izleme taraftarıyımdır ama bu son 3-4 senedir kitabını okumadan da izlediğim bir sürü dizi ve film oldu.

 

Lafı böyle uzattıkça uzatmadan önce asıl konuşmak istediğim kısma başlıyorum. Serinin ilk kitabı olan Son Dilek aslında witcher dünyasına girişimizi kolaylaştıran bir ön kitapçık gibi. 399 sayfadan oluşan kitap, içinde kısa kısa, zaman kavramından uzakta hikayeler içeriyor. Kitapta bütün olaylar tek bir kişinin Rivyalı Geralt‘ın etrafında dönüyor, bir bakmışsınız bir canavarla savaşıyor , bir bakmışsınız tedavi için başka bir yerde, bir bakmışsınız eski bir dostuyla karşılaşmış.

Kitapta witcher‘ların tam olarak görevini, ilmek ilmek, olaylar yaşandıkça Geralt‘ın anlattıklarıyla öğreniyoruz. Witcher‘lar küçüklüklerinden beri eğitilen yaratık, canavar, ve diğer türevlerini avlayan bir grup diyebiliriz, tabi bu işi geçimlerini sağlayabilmek için parayla yapıyorlar. Gerçi Rivyalı Geralt‘ın da kendine göre bazı kuralları var, her canavarı avlamıyor, insanlara zarar vermeyen canavarlara pek dokunduğu söylenemez.  Kitabın ilk sayfalarında bu varlıkların isimleri ve ne olduklarına dair açıklamaları ile güzelce yer verilmiş. Bazen karşınıza çıkan yaratığın ya da canavarın ne olduğunu anlayabilmek için o ilk sayfalara dönüp rahatça kafanızda o varlığı şekillendirebiliyorsunuz. Tabi bu biraz herkes için hayal gücü meselesi oluyor.

Açıkçası kitap, insana seri hakkında çok fazla merak uyandırtıyor. Okumadan önce kafama her zaman takılan soru, ki bence herkes bunu merak etmiştir, kitabın dili acaba nasıl, okuması zor mu, okurken çok zorlanacak mıyım? İnanın bana okuması inanılmaz kolay ve zevkli bir seri. Zaten dilimize de aslından değil Almancadan çevrilmiş eser.

 

Polonyalı yazar Sapkowski, kitapta bazı eski masallara, canavarlara gönderme yapmış diyebiliriz. Hikayelerden birinde Pamuk Prenses masalına değinen Sapkowski, masalı biraz daha şekillendirip, daha yetişkinlere göre uyarlayıp çok güzel bir şekilde anlatıyor. Aynı şekilde başka bir öyküsünde Güzel ve Çirkin masalına değinmiş diyebiliriz. Bu sebeple yazarın bildiğimiz masalları fantastik dünyaya kendi yöntemi ile uyarladığını söyleyebiliyoruz. Zaten serideki canavarların çoğu da dünyanın farklı yerlerinde anlatılan masallardaki yaratıkları temsil ediyor.

 

Okurken inanılmaz keyif alacağınızı garanti edebileceğim bu seriyi gerçekten de her yerde anlatmakta, reklamlarını yapmakta haklılarmış. Uzun süredir bu kadar akıcı bir seri, kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Umarım siz de okurken keyif alırsınız.

 

Alıntılar ;

”Çünkü bir şeyin tartışılmaz olduğunu deneyimleyerek öğrenmişlerdi: Bilgeler uzun vadede mutlaka haklı çıkıyordu. ”

 

”Satın aldığın birisine kendi biçtiğin değer doğrultusunda ödeme yaparsın ancak sana hizmette bulunan kişi fiyatını kendi belirler.”

 

 

”İlgisiz kalmaktan daha korkunç bir şey yoktur, değil mi ? Kayıtsız kalınmaktan.”

 

 

”İnsanlar, canavar ve canavar hikayeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler.”

 

 

”Her masalda ufak bir gerçeklik payı vardır,” dedi usulca. ”Aşk ve kan. İkisi de çok kudretli. Müneccimler ve alimler yıllardır buna kafa patlatıyorlar. Hiçbir şeyi çözemediler, sadece…”

”Sadece ne ? ”

”Sadece, gerçek aşk olması gerektiğini biliyorlar.”

 

dizinin fragmanı ;    https://youtu.be/ndl1W4ltcmg

Aybike Parlak

3 Mart 1998 doğumluyum, doğduğum andan itibaren hayvanlarla beraber büyüdüm, şuanda da 2 kedi, 1 köpek annesiyim. Hayal kurmayı, gezmeyi, arkadaşlarımı, kitap okuyup bir şeyler izlemeyi ve yazmayı küçüklüğümden beri çok seviyorum. Hayatta ki amacımı hala kestirebilmiş değilim ama şuanlık hayvanlarla ilgilenmeye çalışıyorum, çünkü onların bize ihtiyacı var. (Veteriner Teknikerliği öğrencisi oldum bu yazıyı yazdığımdan beri.
Genel olarak çok tembel birisiyim (blog işi tembelliğe karşı ama halledicez bir şekilde) Ortaokuldayken çok fazla deneme türü, hikaye yazıyordum fakat baya bir süredir yazmıyorum ayrıca şu sıralar kitap okumakta da zorlanıyorum ama kitaplara ve yazma işine tekrar odaklanmak istiyorum.
Kısaca deneyimlerim, sevdiğim şeyler, yorum yapmak istediğim şeyleri sizinle paylaşmak, fikrimi belirtmek istiyorum. Umarım sizin için de yararlı olur. Henüz insanlara kendimi anlatma konusunda yetersiz de olsam beni anladığınızı umuyorum ve zamanla geliştikçe her şey daha iyi olacak. Umarım yazılarımızı beğenirsiniz.

Önerilen makaleler

1 Yorum

  1. Yazınızı keyifle okudum. İlgimi çekti seri… Emeğinize sağlık…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: