KİTAPLARI KURTARAN KEDİ KİTAP İNCELEMESİ

 

Merhaba sevgili okur kardeşim,

Bazen siz de ”Neden kitap okuyorum ben ? ” diye kendinizi sorguluyor musunuz ?  Her okurun kendisine sorması gereken bir soru olduğuna inanıyorum ben. Kitaptan bilgi toplamak için mi okuyoruz, popülarite için mi okuyoruz, özeniyor muyuz yoksa sadece bir kitap daha okuyayım diye mi okuyoruz ?

 

Kitapları Kurtaran Kedi ‘nin içerisinde benzer olaylara şahit olup bir miktarda kendimizi sorgulayabiliyoruz. Bana kalırsa herkesin okuması gereken bir kitap olarak görüyorum. Bir şeyler konusunda aydınlanma yaşayabilmek adına tatlı tatlı, yalın ve eğlenceli bir dille anlatmış bize Sosuke Natsukawa.

 

Kitap bize üç farklı aşamayı ve bir tane de bonus aşamayı gösteriyor :

İlk bölümde kitapları tamamen gösteriş için alıp okuyan kitleye değiniyor. Yıllardan beri kitap okuyan insanlar için entelektüel, kültürlü, bilgili ve vaktini boşa geçirmeyenler olarak bakılmış olup özenerek bakılmıştır. Kitap okuyan insanlar için böyle düşünülürken çok fazla kitap okuyan insanlar için bunun kaç katı düşünceler olabileceğini biliyor musunuz ? Ama son dönemlerde bookstagram hesapları, booktube ve booktok hesapları bu kadar çok artınca özenmeler de çok artmış olup herkes kitap okuyormuş gibi yapıyor. Durum böyle olunca da kitap satışları artmış olup her yeni çıkan kitabı almak ve hemen okumak istiyorlar. Aaa bende o kitabı alıp okudum, çok beğendim, kitaplığımda baş köşeye yerleşti diyorlar. Böyle böyle kitaplar kitaplıklarda yerini alıp gösterişe kurban gidiyorlar. İşte yazarımızın ilk bölüm ile ilgili değindiği nokta bu.

 

İkinci bölümde ise kitapların özetleri ve hemen alıp kısa sürede bitirebilecekleri, çerez diye adlandırılan kitaplardan bahsetmekte. Bu dönemde insanlar kitap okumaya pek fazla vakit bulamadığı için özet kitap okumayı ya da sesli kitap dinlemeyi tercih ediyor. Tabi kitapta sesli kitaptan behsetmiyor ama onu ben eklemek istedim. Okumaya vakti olmayan bu insanlar özet kitaplara, hatta çoğu kalın romanın kısaltılmış halini temin ederek daha fazla kitap okumayı hedefliyorlar. İkinci bölümde değinilen kitap konusu ise budur.

 

Üçüncü bölümde de yayınevlerine değiniyor. Çok satma derdine düşen yayınevleri… İnsanların çoğu kitap okumadığı gibi, dini, felsefi ve bilgi amaçlı yazılan kitapları bulmak ve temin etmek daha zordur. İnsanlar genelde kült eserleri, çok satanları, wattpad eserlerini yani şiddet, cinsellik, kötü çocuk iyi kız kitaplarını tercih ediyorlar. E bunun üzerine yayınevleri de bu tarz kitapları basmayı tercih ediyor ki çok satsınlar, zarara uğramasınlar ve popüler olsunlar.  Son bölüm yayınevlerinin sorununa değiniyor.

Yazar, bu üç bölüm dışında bir de bonus bölüm eklemiş fakat bonus bölümden ben bahsetmek istemiyorum ki siz okuduğunuz zaman kendiniz düşünür ve isterseniz blog yazımın altına yorumlarda fikirlerinizi belirtebilirsiniz.

 

Bu kadar yalın ve anlaşılır şekilde yazılan bu kitabı okuduğunuzda kendinize soracağınız soruların cevaplarını aşağıda yorumlar kısmına yazarsanız beraber konuşmuş oluruz. Kitabın asıl anlattığı, üstte bahsettiğim sorunların nasıl çözümlenebileceği.

Neyi, neden ve nasıl okuduğumuz hepimiz için önemli bir detay. Umarım incelemeyi okurken keyif almışsınızdır. Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler dilerim. Sonraki yazıda ya da yorumlarda görüşmek dileğiyle…

 

Alıntılar 

”Olgulara yüreğinin penceresinden bakmazsan tam olarak göremezsin. En önemli şeyler de gözle görülemez.”

 

”Okumak yalnızca keyif almak, heyecan duymak değildir. Bazen her satırı inceler, aynı metin içerisinde gidiş gelişler ­yaparak tekrar tekrar okur, başını iki elinin arasına alarak iler­lersin. O bunaltıcı süreç sonunda birden görüş alanın açılır. Uzun mu uzun dağ yolunu tırmandıktan sonra tüm manzarayı görebilir hale gelmek gibi.”

 

“Bir kitabı on kez okumuş olandan ziyade, on ayrı kitabı okumuş olanın saygı gördüğü bir dünyada yaşıyoruz. Toplumda önemli olan, ne kadar çok kitap okumuş olduğun gerçeğidir. Bu okumuş olma gerçeği insanları cezbeder, çekim odağı yaratır. Yanlış mı?”

 

”Kitapseverler, konu kitaptan açılında normalde olduğundan tamamen farklı ifadeler takınırlar.”

 

“Kitaplarla müzik birbirine benzemiyor mu sizce? İkisi de insanın yaşamına erdem, cesaret ve iyilik katan muhteşem unsurlardır. İnsanın kendini rahatlatmak, cesaretlendirmek için yarattığı çok özel gereçler bunlar.”

Ayrıca kitap ile ilgili fikirlerimi paylaştığım youtube videom da bulunmakta, izlemek isteyenler için link bırakıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=o1SZoM5DHEc&t=311s

Aybike Parlak

3 Mart 1998 doğumluyum, doğduğum andan itibaren hayvanlarla beraber büyüdüm, şuanda da 2 kedi, 1 köpek annesiyim. Hayal kurmayı, gezmeyi, arkadaşlarımı, kitap okuyup bir şeyler izlemeyi ve yazmayı küçüklüğümden beri çok seviyorum. Hayatta ki amacımı hala kestirebilmiş değilim ama şuanlık hayvanlarla ilgilenmeye çalışıyorum, çünkü onların bize ihtiyacı var. (Veteriner Teknikerliği öğrencisi oldum bu yazıyı yazdığımdan beri.
Genel olarak çok tembel birisiyim (blog işi tembelliğe karşı ama halledicez bir şekilde) Ortaokuldayken çok fazla deneme türü, hikaye yazıyordum fakat baya bir süredir yazmıyorum ayrıca şu sıralar kitap okumakta da zorlanıyorum ama kitaplara ve yazma işine tekrar odaklanmak istiyorum.
Kısaca deneyimlerim, sevdiğim şeyler, yorum yapmak istediğim şeyleri sizinle paylaşmak, fikrimi belirtmek istiyorum. Umarım sizin için de yararlı olur. Henüz insanlara kendimi anlatma konusunda yetersiz de olsam beni anladığınızı umuyorum ve zamanla geliştikçe her şey daha iyi olacak. Umarım yazılarımızı beğenirsiniz.

Önerilen makaleler

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: