BENJAMIN BUTTON’IN TUHAF HIKAYESI FILM YORUMU

 

Film, F. Scott Fitzgerald’ın 1922 yılında yayımladığı öyküden uyarlanmış olup 2008 yapımlıdır,  filmin yönetmeni David Fincher, senaryo yazarı ise Oscar ödüllü senarist Eric Roth’dur. Baş rolde Brad Pitt (Benjamin Button) ve Cate Blanchett (Daisy Fuller) oynamaktadır.

 

 

 

KISA BİR ÖZET

         Filmin konusu kısaca hayatı tersten yaşayan Benjamin, 80 yaşında doğan Benjamin’in gün geçtikçe gençleşmesini izliyoruz film boyunca.  Günümüzde, Benjamin’in ölüm döşeğindeki aşkı Daisy ve başucundaki kızları Caroline’la bir hastane odasında açılan film, Button’ın bıraktığı günlükle geçmişe gidiyor. Sık sık flashback sahneler ile ilerliyoruz.

 

Filmde Button’ın yaşadığı hayatı sorgulamaktan ziyade Daisy ile olan aşkını takip ediyoruz. Bana kalırsa hem aşkı hem de varoluşunu sorgulamayı aynı anda götürebilirlerdi. İlerleyen zamanlarda Benjamin’in babasının ortaya çıkması, onu kaybetmesi , sonrasında sırf Daisy’e olan aşkından, onunla olan hayallerini yaşayabilmek için , aile evini satması…… O evi satmak yerine orada yaşamasını ve geçmişini, en azından annesini araştırmasını tercih ederdim.

 

 

FİLM HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORUM ?

      Filmin bu farklı konusu, izleyecek bir şeyler arayan herkesin dikkatini çeker diye düşünüyorum, izlerken bile filmin yarısını geçtiğiniz halde acaba şimdi ne olacak diye merakla devam ediyorsunuz. Tahmin edilen o son, özellikle Daisy ile birbirlerine sonunda kavuştuklarında beklediğimiz son, moral boza boza geliyor, hayatımızda, filmlerde, kitaplarda, yaşanılan her şeyde , sonu farklı olsaydı ya da keşke böyle olmasaydı dediğimiz bir çok şey varken elimizden gelen hiçbir şey yok… Aslında yazarlara ve senaristlere çok kızıyorum biliyor musunuz, hayatımızda hiçbir sonu değiştiremezken, yaşanılanları geri alamazken , filmleri ve kitapları keşke hepimizi mutlu edecek şekilde yazıp yönetseler… Ben yazının konusundan çok koptum şuan, şimdi filme dönecek olursam ki sıradaki paragrafa geçmeniz lazım onun için.

KAPANIŞ

       Ben genel olarak filmi çok beğendim, çoğu filmden farklı bir içeriğe sahipti, sürekli merak uyandıran şekilde ilerledi ve tek bir şey üzerinden gitmedi. Gerçi keşke önce öyküsünü okusaydım diyorum ama şimdi okurum öyküsünü. Ailesini araştırmaması dışında benim için dört dörtlük bir filmdi diyebilirim. İzleyen herkesin de beğeneceğini düşünüyorum.

 

Yazıyı hazırladıktan sonra kitabının da siparişini verdim ve ben bu yazıyı yayınlayana kadar kargo da elime ulaştı, henüz okumaya başlamadım ama merakla bekliyorum…

 

 

 

Aybike Parlak

3 Mart 1998 doğumluyum, doğduğum andan itibaren hayvanlarla beraber büyüdüm, şuanda da 2 kedi, 1 köpek annesiyim. Hayal kurmayı, gezmeyi, arkadaşlarımı, kitap okuyup bir şeyler izlemeyi ve yazmayı küçüklüğümden beri çok seviyorum. Hayatta ki amacımı hala kestirebilmiş değilim ama şuanlık hayvanlarla ilgilenmeye çalışıyorum, çünkü onların bize ihtiyacı var. (Veteriner Teknikerliği öğrencisi oldum bu yazıyı yazdığımdan beri.
Genel olarak çok tembel birisiyim (blog işi tembelliğe karşı ama halledicez bir şekilde) Ortaokuldayken çok fazla deneme türü, hikaye yazıyordum fakat baya bir süredir yazmıyorum ayrıca şu sıralar kitap okumakta da zorlanıyorum ama kitaplara ve yazma işine tekrar odaklanmak istiyorum.
Kısaca deneyimlerim, sevdiğim şeyler, yorum yapmak istediğim şeyleri sizinle paylaşmak, fikrimi belirtmek istiyorum. Umarım sizin için de yararlı olur. Henüz insanlara kendimi anlatma konusunda yetersiz de olsam beni anladığınızı umuyorum ve zamanla geliştikçe her şey daha iyi olacak. Umarım yazılarımızı beğenirsiniz.

Önerilen makaleler

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: