efsunlublog-bir-noel-aramasi

BİR NOEL ARAMASI

 

Tam bir örnek aile çocuğu gibi kucağımda patlamış mısır dolu kasemle birlikte, beni salonda bekleyen arkadaşlarımın yanına doğru ilerliyordum ki cep telefonumun çalmasıyla birlikte olduğum yerde durdum.

Üşenmekte dünya rekorunu kırabilecek arkadaşlarım, çok saygı değer popolarını kaldırıp da mutfağa gelemedikleri için yine benden bir şey istiyor olabilirlerdi ve ben de salonla mutfak arasında git gel yapmaktan gerçek anlamda sıkılmıştım.

Cebimden çıkardığım telefonumun ekranında, rehberimde kayıtlı olmayan bir numara vardı.

Kaşlarım istemsizce çatılırken yeşil telefon simgesine basarak telefonu açtım ve kulağıma dayarken, “Efendim?” dedim.

“Ah, açtığın için çok teşekkür ederim! Bir an açmayacaksın sandım ve yeni yıla senin sesini duymadan gireceğimi… Korkunçtu!”

Çocuğun sesini bastırmak için yükselen arka fona aldırmamaya çalışarak, “Anlamadım?” diye sordum. Bu sırada salona doğru ilerlemeye tekrardan başlamıştım.

“Yeni yıla, senin sesinle girdim!” dediğinde, “Daha beş dakika var!” karşılığını verdim.

“Ne?”

“Yeni yıla diyorum, daha beş dakika var. Hâlâ 2018’deyiz…” diyerek, istemsizce güldüğümde, “NE? Hayır! Beş dakika boyunca konuşabilir misin? Kim, lanet olası saatimi ileri aldı?” diye bağırdığında muhtemelen onu benden başka kimse duymamıştı, o gürültülü ortamda.

Gözlerimi devirerek kucağımdaki mısır kâsesini televizyonun önündeki sehpaya bıraktım ve arkadaşlarıma, “Siz izlemeye devam edin…” diyerek balkona çıktım.

Hattın diğer ucundaki tanımadığım kişi, “Hâlâ orada mısın?” diye sordu.

“Evet, buradayım…” dedim, aslında telefonu hemen şimdi kapatmalıydım ama bu kendinden emin olmayan ses nedense beni telefona bağlamıştı.

“Teşekkür ederim, beş dakika boyunca bu hatta kalır mısın?” diye sorduğunda gözlerimi devirdim ve kol saatime baktım. “Artık üç dakika var…” dediğimde, “Yaşasın! Üç dakika sonra, seninle yeni yıla gireceğim!” karşılığını verdi.

Sesinde çocuksu bir mutluluk vardı, işte bu mutluluk beni telefonu kapatıp sıcak salonuma girmekten alıkoyuyordu.

“Teknik olarak, sesimle…” dediğimde, derince bir iç çekti. Öyle ki, onun iç çekişi benim bile iç çekmeme neden oldu. O çocuksu mutluluğu taşıyan sesi, derin bir tınıyla yükseldi ve “Seninle girmeyi ne çok isterdim…” dedi. Sesi bir fısıltı gibi çıkmıştı.

“Kimsin sen?” diye sordum.

“Kim olduğumu söylemek istesem numaramı gizler miydim?” diyerek, soruma soruyla karşılık verdi.

İstemsizce güldüğümde ise, “Komik olan ne?” diye sordu.

“Bu repliği daha önceden bir yerde okumuştum… Ayrıca, numaran da gizli değil,” dediğimde, öncelikle derin bir sessizlik oldu. Hemen ardındansa, “O zaman, neden kim olduğumu soruyorsun?” diye sordu.

“Numaran rehberimde kayıtlı değil, seni tanıyor muyum?” Sorumla birlikte, kaşlarım da çatılmıştı.

Hattın diğer ucundaki kişi, hayal kırıklığına uğramış bir ses tonuyla konuştu: “Rehberinde kayıtlı bile değilim…”

Bu ses tonu onun için üzülmeme sebep olmuştu, ne diyeceğimi bilemeyerek iç çektiğimde, “Aslında, rehberinde olmayı da beklemiyordum zaten…” dedi, sesi boğuk çıkıyordu. Hafifçe yutkunarak, “Seni tanıyor muyum?” diye sordum tekrardan.

Aynı zamanda kolumdaki saate baktım.

23.59

Yeni yıla bir dakika kalmıştı.

“Tanımıyorsun, eline geçen tüm şansları hep böyle mahvediyorsun…”

Ben daha karşılık veremeden telefon kapandı ve havai fişekler gökyüzüne doğru süzülmeye başladı.

Arkadaşlarım anında salondan fırlayarak yanıma geldiklerinde, gökyüzünü aydınlatan renkli havai fişekleri kameraya alıyor ve neşe dolu çığlıklar atıp duruyorlardı. Bense, biraz önce suratıma kapanan telefona şaşkınlıkla bakıyordum.

Bu telefonu kapatan ben olmalıyken… Sesimi duymayı o, istiyorken…

Geride salak gibi kalan ben olmuştum.

Çatık kaşlarla ekrana bakmayı sürdürdüğümde, telefonumun ekranı yenilendi ve tarihler değişti.

31 Aralık 2018, yerini 1 Ocak 2019’a bıraktı.

Birkaç rakam değişti ve ben ortada salak gibi bırakıldım!

Ne güzel girdim ama yeni yıla…

 

Merhabalar, bu öylesine aklıma gelmiş bir anlık dürtüyle yazdığım bir giriş sahnesi oldu. İleride bir gün yazdığım hikâyeler arasına karıştırırsam diye buraya bırakmak istedim. Hem yeni yılla ilgili olunca da, yeni yılık ilk günün de burada paylaşayım istedim yazıyı.

Umarım beğenmişsinizdir, mutlu yeni yıllar dilerim!

Semiha Kaya

6 Haziran 1998 doğumlu, hayalleri yaşından çok olan ve hepsini bir bir gerçekleştirmek için acayip hırs dolu bir insanım.
Hırsımın yanı sıra, üşengeç ve unutkan da olduğum için tüm planlarımı sonsuza dek yaşayacakmışım gibi yaparım lakin genelde anın tadını çıkartırım.
Hem ne demiş James Dean?
"Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal kur. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa."
Benim hayallerim zaten sonsuzluğa eriştiği için, şimdi yaşadığım her anı güzel kılmak için çabalıyorum çünkü bu dünyaya bir kez geliyoruz, tadını çıkarmadan veda etmek yakışmaz bana.
Öte yandan, yazmak ve okumakla fazla haşır neşirim. Öyle ki, Wattpad uygulamasında on milyona ulaşan mizah kitabım, şu an Epsilon Yayınları sayesinde raflardaki yerini aldı. Hâlâ daha aktif bir şekilde yazmaya devam ederken, üniversite okumaya da çalışıyorum. Bir garip İktisat öğrencisiyim ve mezun olduktan sonra bölümümle de ilgili çok büyük hayallerim var.
Size söyledim ya, hayallerim yaşımı aşıyor diye... Benim çok fazla hayalim var. Öyle ki, benden birkaç tane olmasını isterdim çünkü yapmak istediklerimin hepsini bir ömre sığdıramayacakmışım gibi hissediyorum.
Kısacası ben, çok düşünen, çok kuran, çok yazan, çok... çok... Diye giden bir sürü şeyle uğraşan bir insanım.
Bana, instagram: semihaakaya / wattpad: ianinprensesi kullanıcı adları üzerinden ulaşabilirsiniz!

Önerilen makaleler

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: